TİCARİ REKLAM VE HAKSIZ TİCARİ UYGULAMALAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK: E-TİCARET VE DİJİTAL PAZARLAMADA YENİ DÖNEM

TİCARİ REKLAM VE HAKSIZ TİCARİ UYGULAMALAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK: E-TİCARET VE DİJİTAL PAZARLAMADA YENİ DÖNEM


1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” (RG: 01.07.2026, S. 33297), 10/1/2015 tarihli ve 29232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde kapsamlı değişiklikler yapmıştır. Değişiklik Yönetmeliği 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Düzenleme; indirimli satış reklamlarından çevresel beyanlara, yapay zekâ kullanımından sosyal medya etkileyicilerine, hedefli reklamcılıktan tüketici değerlendirmelerine kadar özellikle e-ticaret ve dijital pazarlama bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır. İşbu makalemizde; değişiklikler madde madde, uygulamadaki etkileriyle birlikte ele alınmaktadır.

1. Yeni Tanımlar (Değişiklik Yönetmeliği Madde 1)

Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına (r), (s), (ş) ve (t) bentleri olarak “çevresel beyan”, “sosyal medya”, “sosyal medya etkileyicisi” ve “tüketici değerlendirmeleri” tanımları eklenmiştir. Özellikle sosyal medya etkileyicisi; sosyal medya üzerinden doğrudan veya dolaylı olarak kendisi ya da reklam veren adına bir mal veya hizmetin tanıtımına yönelik içerik paylaşarak pazarlama iletişiminde bulunan ve bu iletişimi herhangi bir menfaate dönüştüren gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmaktadır. Böylece yalnızca reklam veren adına yapılan paylaşımlar değil, etkileyicinin kendi adına yürüttüğü ve menfaate dönüştürdüğü tanıtım faaliyetleri de tanımın kapsamındadır.

2. Akademik Unvanların Yanıltıcı Kullanımına Sınırlama (Madde 2)

Yönetmeliğin 7. maddesinin beşinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “ödüller,” ibaresinden sonra gelmek üzere “akademik ünvanlar,” ibaresi eklenmiştir. Söz konusu fıkra, reklamların hiçbir konuda tüketiciyi doğrudan veya dolaylı olarak yanıltabilecek ifade ya da görüntüler içeremeyeceğini düzenlemekte; (g) bendi ise resmi tanınma ya da onay, madalyalar, ödüller, diplomalar ve benzeri belgeleri örnek olarak saymaktadır. Değişiklikle akademik unvanlar da bu sayıma dahil edilmiş; böylece akademik unvanların yanıltıcı biçimde kullanılması doğrudan aldatıcı reklam değerlendirmesinin konusu hâline gelmiştir. Düzenleme, özellikle uzmanlık veya bilimsel otorite algısı üzerinden yürütülen sağlık ve güzellik reklamları bakımından önem taşımaktadır.

3. Takviye Edici Gıda Reklamlarında Karşılaştırma ve Yeni Yasak (Madde 3 ve Madde 11)

Yönetmeliğin 8. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Gıda” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve takviye edici gıdaların” ibaresi eklenmiş; aynı fıkranın, takviye edici gıdaların karşılaştırmalı reklamını mutlak biçimde yasaklayan son cümlesi ise yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre gıda ve takviye edici gıdaların reklamlarında sağlık beyanı kapsamına giren hususlar karşılaştırmaya konu edilemez; beslenme beyanı kapsamındaki hususların karşılaştırma unsuru olarak kullanılması ise ilgili özel mevzuat hükümlerine göre yapılır. Bu değişiklik, sağlık beyanı kapsamı dışında kalan hususlarda, Yönetmeliğin karşılaştırmalı reklama ilişkin genel şartlarına uyulması kaydıyla takviye edici gıdaların da karşılaştırmalı reklamına imkân tanımaktadır.

Buna paralel olarak 27. maddeye eklenen onuncu fıkra ile takviye edici gıdaların, normal beslenme kapsamında tüketilen gıdaların yerine geçtiği izlenimi uyandıracak şekilde reklamının yapılması açıkça yasaklanmıştır.

4. İndirimli Satış Reklamlarında “10 Gün Kuralı” ve Kanal Bazlı Fiyat (Madde 4)

Yönetmeliğin 14. maddesinin üçüncü fıkrası bütünüyle değiştirilmiştir. Yeni hükme göre indirimden önceki fiyat tespit edilirken mal satışına ilişkin reklamlarda, indirimin başlangıç tarihinden önceki on gün içinde uygulanan en düşük fiyat esas alınır. Meyve ve sebze gibi çabuk bozulabilen mallar ile hizmetlere ilişkin reklamlarda ise indirimli fiyattan bir önceki fiyat esas alınmaya devam edecektir. On günlük referans süresi bu yönüyle yalnızca mal satışına ilişkin reklamlar bakımından uygulanır; hizmet reklamları bu sürenin kapsamı dışındadır. Fıkranın tümüyle değiştirilmiş olması nedeniyle, eski metnin ispat külfetinin reklam verene ait olduğunu belirten son cümlesi de yeni fıkrada yer almamaktadır; reklamdaki iddiaların ispatına ilişkin genel yükümlülük ise Yönetmeliğin ilgili hükümleri ve 6502 sayılı Kanun çerçevesinde uygulanmaya devam eder.

Aynı maddeye eklenen beşinci fıkra uyarınca bir mal veya hizmetin farklı satış kanalları üzerinden satışa sunulması hâlinde, indirimden önceki fiyat yalnızca indirimin yapıldığı kanaldaki fiyat dikkate alınarak belirlenir; bir satış kanalında uygulanan fiyat, diğer kanallarda yapılacak indirimli satış için esas alınamaz. Eklenen altıncı fıkra uyarınca sadakat programlarına ilişkin reklamlarda, programın tüketiciler tarafından kolaylıkla erişilebilir ya da kullanılabilir olması durumunda indirimli satış hükümleri uygulanır. Eklenen yedinci fıkra ile de indirim veya başka bir faydanın belirli miktar, sayı, tutar veya nitelikte mal ya da hizmet satın alınması veya belirli bir işlem gerçekleştirilmesi gibi bir şarta bağlandığı koşullu satış reklamları da, mal veya hizmet miktarının gösterilmesine ilişkin düzenlemeler hariç olmak üzere, indirimli satış reklamlarına ilişkin hükümlere tabi tutulmuştur.

5. Çevresel Beyanlarda İspat ve Şeffaflık (“Yeşil Aklama” ile Mücadele) (Madde 5)

Yönetmeliğin 17. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “tüketicileri aldatıcı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yanıltıcı” ibaresi eklenmiş; böylece çevresel işaret, sembol ve onayların tüketicileri aldatıcı ve yanıltıcı şekilde kullanılamayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise bütünüyle değiştirilmiştir. Yeni üçüncü fıkra uyarınca, çevresel beyan içeren reklamlarda belirtilen sertifika ve onayların yetkili kurum ve kuruluşlardan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınan belgeler ile ispatlanmış olması zorunludur.

Bu değişikliğin sıklıkla gözden kaçan yönü, üçüncü fıkranın eski metninin yürürlükten kalkmış olmasıdır. Mülga hüküm, reklamlarda çevresel etki konusunda yalnızca akademik kuruluşlarca kabul görmüş bilimsel çalışmalara dayalı bilimsel bulgular ve teknik gösterimlerin kullanılabileceğini öngörüyordu. Yeni düzenlemede bu özel kaynak sınırlaması yer almamakta; onun yerine sertifika ve onaylar bakımından belgeye dayalı bir ispat rejimi getirilmektedir. Bununla birlikte, Yönetmeliğin 9. maddesindeki genel ispat külfeti aynen devam etmektedir: reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür ve reklamlardaki doğrulanabilir olgular bilimsel geçerliliği olan bilgi ve belgelerle kanıtlanmalıdır. Bu nedenle değişiklik, çevresel iddiaların bilimsel olarak doğrulanabilir olma gereğini ortadan kaldırmamış; yalnızca 17. maddenin eski üçüncü fıkrasındaki özel kaynak sınırlamasını kaldırarak sertifika ve onaylar bakımından yeni bir belgelendirme rejimi kurmuştur.

Aynı maddeye eklenen beşinci fıkra uyarınca “çevre dostu”, “doğa dostu” ve benzeri genel içerikli çevresel kavram ve ibareler, açıklama yapılmaksızın ya da o mal veya hizmetin yahut üretim süreçlerinin çevreye etkilerine ilişkin olarak tüketiciler nezdinde belirsizliğe neden olacak şekilde kullanılamaz. Eklenen altıncı fıkra ile çevresel beyanın mal veya hizmetin hangi bölüm, parça veya yaşam döngüsündeki hangi süreçle ilgili olduğunun reklamda açıkça belirtilmesi; çevresel etkilerin ölçüm veya değerlendirme yöntemlerine ilişkin açıklayıcı bilgilere ise reklamın yayınlandığı alanda ya da bir bağlantı veya uyarı işareti ile tüketicilerin yönlendirildiği internet sitesinde veya açılır ekranda yer verilmesi zorunlu kılınmıştır.

Önemli not: Düzenleme, her çevresel iddia bakımından bağımsız bir kuruluş tarafından sertifika alınmasını zorunlu kılmamaktadır. Belgelendirme yükümlülüğü, Yönetmelikte belirtilen sertifika ve onaylar bakımından öngörülmüş; kabul edilen ispat kaynakları da birden fazla kurum ve kuruluş türünü kapsayacak şekilde belirlenmiştir.

6. Reklamlarda Belirli Yapay Zekâ ve Yazılım Kullanımlarında Şeffaflık ve Dijital Kopya Yasağı (Madde 6 ve Madde 11)

Yönetmeliğin 18. maddesine eklenen sekizinci fıkra uyarınca, reklamlarda tüketicilerin bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde etkileyecek şekilde yapay zekâ veya başka bir yazılım kullanılması ya da yapay zekâ teknolojileri kullanılarak insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi hâlinde, bu durumun açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde belirtilmesi zorunludur.

Ayrıca 27. maddeye eklenen on ikinci fıkra ile gerçek bir kişinin yapay zekâ teknolojileri kullanılarak oluşturulan dijital kopyasının, gerçeğe aykırı biçimde bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği veya kullandığı izlenimini verdiği ya da tavsiyede bulunduğu reklamlarda kullanılması yasaklanmıştır.

7. Sosyal Medya Etkileyicileri Aracılığıyla Yapılan Reklamlar: Yeni Madde 23/A (Madde 7)

Yönetmeliğe eklenen 23/A maddesi, sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yapılan reklamların açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir olmasını zorunlu hâle getirmiştir. Reklam verene veya reklam verene ait mal/hizmete yönlendirme yapılması; reklam verenden maddi kazanç, ücretsiz ya da indirimli mal veya hizmet gibi bir fayda sağlanması; reklam verene ait mal veya hizmetin tanıtımı amacıyla düzenlenen çekiliş, yarışma veya kampanya içeriklerinin paylaşılması ya da reklam verenin düzenlediği bir etkinliğe katılım karşılığında menfaat elde edilerek paylaşım yapılması hâllerinde, içeriğin reklam olduğu açıkça belirtilmelidir. Sayılan hâller kapalı bir liste değildir; hükümde “gibi durumlarda” ibaresine yer verilerek örnekleyici bir sayım benimsenmiştir.

Bu reklamlarda “Reklam” ya da “Tanıtım” ifadelerinden birine yer verilmesi zorunludur. Bu ifadelerle birlikte reklam verenin adı veya ticaret unvanına ya da Yönetmelikte örneklenen “[reklam veren] tarafından sağlandı”, “ürünleri bana gönderdiği için [reklam verene] teşekkürler” benzeri açıklamalardan birine içerikte yer verilmelidir.

Reklam açıklaması; paylaşımın renk ve arka fonundan ayırt edilebilir, kolaylıkla okunabilir ve tüketicinin ekranı kaydırmasına gerek kalmadan ilk karşılaşmada fark edilebilir olmalıdır. Başka etiket veya açıklamalar varsa reklam açıklaması bunlardan önce ve açıkça ayırt edilebilir biçimde gösterilmeli; platformun arayüzü dikkate alınarak bir yazı veya simgeyle örtüşmemelidir. Birden fazla paylaşıma yayılan ya da farklı paylaşım biçimlerine aktarılan içeriklerde açıklama her bir paylaşımda bulunmalıdır. Yalnızca sesli olarak yapılan paylaşımlarda ise yayının başında ve yayınlanacak reklamın öncesinde “[reklam veren] hakkında reklam/tanıtım içerir.” ifadesine yer verilmelidir; buradaki açıklamanın reklam verenin adını da içermesi gerekir.

8. Finansal Hizmet Reklamlarında “Faiz veya Kâr Payı” İfadesi (Madde 8)

Yönetmeliğin 25. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “ve kar payı” ibareleri “veya kar payı” şeklinde değiştirilmiştir. Değişiklik, faiz ve kâr payı oranlarının doğru belirtilmesini düzenleyen birinci fıkra ile sınırlı değildir; kredi hizmetlerine ilişkin reklamlarda kredinin tüketiciye toplam maliyetinin aylık ve yıllık yüzde değerinin reklamın ana vaadinde belirtilmesini öngören ikinci fıkrayı da kapsamaktadır. Böylece reklamın niteliğine göre yalnızca faiz oranı veya yalnızca kâr payı oranı içerdiği durumların da her iki fıkra kapsamında olduğu açık hâle getirilmiştir. Bu oranların doğru belirtilmesi ve vade sonunda elde edilecek toplam tutarı etkileyecek koşullara reklamda yer verilmesi yükümlülüğü devam etmektedir.

9. Hedefli Reklamcılık ve Çocukların Korunması: Yeni Madde 25/A (Madde 9)

Yeni 25/A maddesine göre satıcı ve sağlayıcılar ile bunlar adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcıların; tüketicilerin çevrimiçi davranışları, geçmiş tercih kayıtları, konum bilgileri, demografik verileri veya benzeri kişisel verileri analiz ederek belirli kişi veya gruplara özel reklam içeriği sunması hedefli reklamcılık olarak kabul edilmektedir.

Yönetmelik bakımından hedefli reklamcılık, reklamın hangi kriterler kullanılarak ilgili tüketiciye gösterildiğine ve bu kriterlerin nasıl değiştirilebileceğine ilişkin doğrudan ve kolay erişilebilir bilgilerin tüketiciye sunulması koşuluyla gerçekleştirilebilir. Bununla birlikte bu hüküm, kişisel veri işleme faaliyetini tek başına hukuka uygun hâle getirmez; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu başta olmak üzere ilgili veri koruma mevzuatındaki hukuki sebep, aydınlatma ve diğer yükümlülüklerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Tüketicinin çocuk olduğunun bilindiği veya makul olarak bilinmesinin beklendiği durumlarda kişisel verilere dayalı profilleme yöntemleri kullanılarak hedefli reklam yapılması ise yasaklanmıştır.

10. Özel Düzenlemesi Bulunan Mal ve Hizmetlere İlişkin 26. Maddenin Kaldırılması (Madde 10)

Yönetmeliğin “Reklama ilişkin özel düzenlemesi bulunan mal veya hizmetler” başlıklı 26. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga hüküm; ilaçlar, beşerî tıbbi ürünler, tıbbi cihazlar, sağlık hizmetleri, gıdalar, takviye edici gıdalar, kozmetik ve temizlik ürünleri, biyosidal ürünler, tütün mamulleri ve alkollü içkilerin reklamlarının ilgili özel mevzuattaki reklam ve tanıtım hükümlerine de uygun olması gerektiğine ilişkin genel bir atıf içeriyordu.

26. maddenin kaldırılması, bu ürün ve hizmetlere ilişkin özel mevzuatın yürürlükten kalktığı veya artık uygulanmayacağı anlamına gelmez. İlgili ürün ve hizmet grupları bakımından kendi özel kanun, yönetmelik ve diğer düzenlemelerindeki reklam ve tanıtım sınırlamaları ayrıca uygulanmaya devam eder. Değişiklikle Yönetmelik içindeki genel atıf hükmü kaldırılmış; bazı alanlarda ise 27. maddeye doğrudan yasaklar eklenmiştir.

11. Yasa Dışı Şans Oyunları, Beşerî Tıbbi Ürünler ve Haksız Ödül Uygulamaları (Madde 11)

Yönetmeliğin 27. maddesinde yapılan değişiklikle, falcı, medyum, astrolog ve benzeri hizmetlerin yanı sıra yasa dışı bahis ve kumar oyunlarına ilişkin mevcut reklam yasağı “yasa dışı şans oyunlarını” da açıkça kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Aynı maddeye eklenen hükümler uyarınca beşerî tıbbi ürün, elektronik sigara, tütün mamulleri ve alkollü içkilerin reklamı yapılamaz. Ayrıca tüketicilere yönelik mal veya hizmet reklamlarında, önceden ilan edilen objektif kriterlere dayanmayan ve bir menfaat karşılığında verilen ödüllere ilişkin bilgilere yer verilmesi yasaklanmıştır. Takviye edici gıdalar ve yapay zekâ ile oluşturulan gerçek kişi dijital kopyalarına ilişkin yasaklar da 27. maddeye eklenen yeni fıkralar arasında yer almaktadır.

12. Tüketici Değerlendirmelerinde Doğrulama, Yayın ve Şeffaflık Kuralları (Madde 12)

Yönetmeliğin 28/B maddesi tamamen yeniden düzenlenmiştir. İnternet ortamında satıcı ve sağlayıcılar veya bunlar adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılar tarafından tüketicilere değerlendirme yapma imkânı sağlanıyorsa, değerlendirmelerin yalnızca ilgili mal veya hizmeti satın alan kişiler tarafından yapılmasına izin verilir. Satın alım sürecine ilişkin doğrulama yapılmasının mümkün olmadığı mecralardan alınan tüketici değerlendirmeleri yayımlanamaz.

Değerlendirmelerin yayımlanmasına ilişkin esas ve kurallar, değerlendirmelerin yayımlandığı alanda veya tüketicinin bağlantı ya da uyarı işaretiyle yönlendirildiği açılır ekranda gösterilmelidir. Bu kurallar, mal veya hizmete ya da ilgili yan sözleşmelere ilişkin değerlendirme yapılmasını engelleyecek ve değerlendirmeleri yalnızca belirli konularla sınırlayacak şekilde belirlenemez. Mal/hizmet, teslimat, satıcı veya sağlayıcı gibi farklı başlıklarda ayrı değerlendirmeler yayımlanıyorsa tüm değerlendirmelere aynı alanda açık, anlaşılır, ayırt edilebilir ve kolay erişilebilir biçimde yer verilmelidir.

Değerlendirmeler gerekli incelemeler yapıldıktan sonra olumlu veya olumsuz ayrımı yapılmaksızın en az bir yıl süreyle, herhangi bir yönlendirme olmadan tarih, değerlendirme notu veya satıcı/sağlayıcıya göre sıralama gibi objektif bir ölçüte göre yayımlanmalıdır. Yayımlanmasına izin verilmeyen değerlendirmelere ilişkin hususlar değerlendirmeyi yapan tüketiciye derhal bildirilmelidir. İlgili mevzuata aykırı sağlık beyanı içeren değerlendirmeler yayımlanamaz.

Bir mecrada yayımlanan tüketici değerlendirmeleri, ancak o mecradaki değerlendirmelerin içerik ve derecelendirme konularındaki genel niteliğini yansıtacak şekilde diğer mecralarda yayımlanabilir. Satın alım süreci doğrulanmamış değerlendirmeler reklamlarda kullanılamaz. Tüketici mağduriyetinin giderildiğinin tüketici veya satıcı/sağlayıcı tarafından bildirilmesi hâlinde, gerekli doğrulama sonrasında bu durum ilk değerlendirmeyle aynı yerde gecikmeksizin yayımlanır. Bir mal veya hizmetin satışını artırmak amacıyla gerçeğe aykırı değerlendirme yapılması veya ürünü/hizmeti onaylayan ifadeler kullanılması için gerçek veya tüzel kişilerle anlaşma yapılması ya da bu yönde hizmet satın alınması da açıkça yasaktır.

13. Tüketici Şikâyet Platformlarında 48 Saatlik Açıklama/Cevap İmkânı (Madde 13)

Yönetmeliğin 28/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “en az yetmiş iki saat” ibaresi “kırk sekiz saat” şeklinde değiştirilmiş ve aynı bende “Tanınan bu süre içinde cevap verilmediği takdirde, değerlendirme doğrudan yayınlanır.” cümlesi eklenmiştir. Hüküm, esas faaliyet alanı tüketici şikâyetlerinin internet ortamında yayımlanmasına imkân sağlamak olan şikâyet platformlarını ilgilendirmektedir. Bu platformların, değerlendirme yayımlanmadan önce hakkında değerlendirme yapılan satıcı veya sağlayıcıya açıklama yapma veya cevap verme hakkını kullanabilmesi için tanıması gereken süre kırk sekiz saattir.

Değişikliğin dikkat çeken yönü, sürenin yalnızca kısaltılmamış olmasıdır: eski metindeki “en az” ibaresi de kaldırılmıştır. Yeni hüküm lafzen kırk sekiz saatlik belirli bir süre öngördüğünden, platformların yayın süreçlerini bu süreyi esas alacak şekilde kurgulaması uygun olacaktır. Ayrıca 28/C maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca değerlendirmeler, bu süre dolmadan önce veya gerçeği yansıtmadığının anlaşılması hâlinde yayımlanmaz. Böylece satıcı veya sağlayıcıya tanınan açıklama ve cevap imkânının fiilen kullanılabilmesi güvence altına alınmaktadır.

Önemli ayrım: Bu hüküm satıcı veya sağlayıcıya “48 saat içinde cevap verme zorunluluğu” getirmemektedir. Hukuki yükümlülük, ilgili şikâyet platformunun değerlendirmeyi yayımlamadan önce kırk sekiz saatlik açıklama/cevap imkânı tanımasına ilişkindir. Satıcı veya sağlayıcı bakımından bu süre bir hak kullanım süresidir; süre içinde cevap verilmemesi hâlinde değerlendirme doğrudan yayımlanır.

14. Haksız Ticari Uygulama Örnekleri Listesinde Değişiklik (Madde 14)

Yönetmeliğin ekinde yer alan “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” listesinin “A - Aldatıcı Ticari Uygulamalar” bölümündeki, “İlgili mevzuatına aykırı olarak, bir mal veya hizmet hakkında sağlık beyanında bulunmak.” şeklindeki 13 numaralı bent yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu kaldırma, mevzuata aykırı sağlık beyanlarının serbest hâle geldiği anlamına gelmez. Sağlık beyanlarına ilişkin özel mevzuat hükümleri ve Yönetmeliğin diğer ilgili hükümleri uygulanmaya devam eder; örneğin 28/B maddesi, ilgili mevzuata aykırı sağlık beyanı içeren tüketici değerlendirmelerinin yayımlanamayacağını açıkça düzenlemektedir.

15. Yürürlük ve Yürütme

Değişiklik Yönetmeliğinin 15. maddesi uyarınca düzenlemeler 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Değişiklik Yönetmeliğinin 16. maddesine göre hükümleri Ticaret Bakanı yürütür. Bu nedenle düzenlemeler bakımından artık bir geçiş döneminden değil, yürürlükte bulunan uyum yükümlülüklerinden söz edilmektedir.

16. Denetim ve Yaptırım Riski

Ticari reklamlar ve haksız ticari uygulamalar, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 61, 62 ve 63. maddeleri ile Yönetmelik çerçevesinde Reklam Kurulunun denetimine tabidir. Kanun’un 77. maddesi bakımından iki ayrı yaptırım rejimi bulunduğunun göz önünde tutulması gerekir. Reklama ilişkin yükümlülüklere aykırılık, 77. maddenin on ikinci fıkrasına tabidir; bu fıkra durdurma, aynı yöntemle düzeltme, gerekli görülen hâllerde üç aya kadar tedbiren durdurma ve idari para cezası yaptırımlarını öngörmekte, idari para cezasını ise reklamın yayımlandığı mecraya göre kademelendirmektedir. Haksız ticari uygulamalara ilişkin aykırılıklar ise on üçüncü fıkra kapsamındadır; ancak aykırılığın reklam yoluyla gerçekleştirildiğinin tespiti hâlinde yine on ikinci fıkra uygulanır. Bu nedenle her iki ihlal türü için tek ve ortak bir ceza aralığından söz edilmesi doğru değildir.

Yeniden değerleme oranında güncellenen tutarlar dikkate alındığında, 77. maddenin on ikinci fıkrası kapsamında 2026 yılında uygulanacak idari para cezaları mecra türüne göre 99.339 TL ile 39.916.524 TL arasında değişmektedir. Bu aralık her ihlale otomatik olarak uygulanacak sabit bir ceza olmayıp reklamın yayımlandığı mecra ile Kanunda öngörülen alt ve üst sınırlara göre belirlenir. Özellikle uydu üzerinden yayın yapan televizyon kanalı veya internet aracılığıyla gerçekleşen aykırılıklarda 2026 yılı için uygulanabilecek idari para cezası 1.083.706 TL ile 10.837.065 TL arasındadır. Reklam Kurulu, alt ve üst sınırlar arasında uygulanacak idari para cezasını belirlerken aykırılığın haksızlık içeriği, aykırılık dolayısıyla elde edilen menfaatin veya neden olunan zararın büyüklüğü ile aykırılığı gerçekleştirenin kusuru ve ekonomik durumu gibi hususları dikkate alır.

E-ticaret ve dijital pazarlama bakımından uygulamadaki en keskin araç ise çoğu zaman para cezası değildir. Aykırılığın internet ortamı üzerinden gerçekleştirilmesi hâlinde Reklam Kurulu; ilgili internet sayfasındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik olarak iletişim kurulabilecek araçlarla içeriğin çıkarılması için bildirimde bulunulmasına, bu bildirime rağmen içeriğin yirmi dört saat içinde çıkarılmaması hâlinde erişimin engellenmesine karar verebilir. Muhataba bildirimde bulunulamaması hâliyle sınırlı olmak üzere doğrudan erişimin engellenmesine karar verilebilir. Erişimin engellenmesi kararı esas olarak aykırılığın gerçekleştiği içerikle sınırlı verilir; teknik olarak aykırılığa ilişkin içeriğe erişimin engellenememesi veya içerik bazlı engelleme ile aykırılığın önlenememesi hâlinde internet sitesinin tümüne yönelik erişim engeli kararı verilebilir. Karar uygulanmak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilir.

Değerlendirme ve Uygulamaya Etkileri

Değişiklik paketi özellikle e-ticaret platformları, pazaryerleri, markalar, reklam ajansları, sosyal medya etkileyicileri ve dijital reklam süreçlerinde kişisel veri işleyen işletmeler bakımından doğrudan uyum gerektirmektedir. İndirimli satış kampanyalarında son on günlük en düşük fiyatın ve satış kanalı bazlı fiyat geçmişinin doğru şekilde tutulması; sadakat ve koşullu satış kampanyalarının yeni hükümler kapsamında değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Influencer pazarlamasında iş birliği sözleşmeleri ve içerik onay süreçleri 23/A maddesindeki reklam açıklaması, görünürlük, konum ve her paylaşımda tekrar kurallarını güvence altına alacak şekilde gözden geçirilmelidir. Yapay zekâ destekli reklam süreçlerinde şeffaflık yükümlülüğünün hangi içeriklerde doğduğu önceden değerlendirilmelidir. Gerçek kişilerin yapay zekâ ile oluşturulmuş dijital kopyalarının deneyim veya tavsiye izlenimi yaratacak biçimde kullanımından kaçınılmalıdır.

Hedefli reklamcılıkta reklam gösterim kriterlerine ve bu kriterlerin değiştirilmesine ilişkin doğrudan ve kolay erişilebilir bilgilendirme mekanizmaları kurulmalı; çocuklara ilişkin profilleme temelli hedefli reklam uygulamaları durdurulmalıdır. Bu süreçlerin 6698 sayılı Kanun ve ilgili veri koruma mevzuatıyla birlikte ele alınması gerekir.

Tüketici yorum ve değerlendirme sistemleri satın alım doğrulaması, objektif sıralama, en az bir yıllık yayın süresi, yayımlanmayan yorumların tüketiciye bildirilmesi ve farklı mecralarda yorum kullanımına ilişkin yeni şartlara uygun hâle getirilmelidir. Şikâyet platformları ise satıcı veya sağlayıcılara değerlendirme yayımlanmadan önce kırk sekiz saatlik cevap/açıklama imkânı tanımalıdır.

Çevresel beyan kullanan işletmeler, reklam metinlerindeki genel çevresel ifadelerin kapsamını ve açıklamalarını gözden geçirmeli; sertifika ve onayların Yönetmelikte sayılan nitelikteki belgelerle ispatlanabilir olmasını sağlamalıdır. Finansal hizmet, takviye edici gıda, beşerî tıbbi ürün ve diğer özel düzenlemeye tabi sektörlerde ise Yönetmelik değişiklikleri, ilgili özel mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç

1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikler, ticari reklam ve dijital pazarlama uygulamalarında daha yüksek düzeyde şeffaflık, doğrulanabilirlik ve tüketicinin korunmasını esas alan yeni yükümlülükler getirmiştir. Özellikle indirimli satışlar, çevresel beyanlar, yapay zekâ kullanımı, sosyal medya etkileyicileri, hedefli reklamcılık ve tüketici değerlendirmeleri bakımından işletmelerin mevcut reklam ve pazarlama süreçlerini yeni kurallara göre gözden geçirmesi önem taşımaktadır.

Yeni düzenlemelere uyum, yalnızca idari yaptırım riskinin azaltılması bakımından değil; reklam süreçlerinin hukuka uygun, şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütülmesi açısından da önemlidir. Bu nedenle özellikle e-ticaret, pazaryeri ve dijital reklam faaliyetleri yürüten işletmelerin ilgili süreçlerini Yönetmelik, 6502 sayılı Kanun ve varsa sektöre özgü özel mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirmesi gerekmektedir.

Benzer Makaleler