TÜRKİYE'DE GÜNDEME GELEN 20 YILLIK VERGİ AVANTAJI REJİMİ: MEVCUT TASLAK ÇALIŞMALAR IŞIĞINDA GENEL BİR DEĞERLENDİRME
Son dönemde kamuoyunda ve yatırım çevrelerinde, Türkiye'ye yabancı yatırımcıların, yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının ve uluslararası şirketlerin çekilmesine yönelik yeni bir vergi teşvik sisteminin gündeme geldiği görülmektedir. "20 yıl vergi avantajı" olarak anılan söz konusu düzenleme, henüz nihai mevzuat haline gelmemiş olmakla birlikte; ekonomik çevrelerde ve yatırımcı kamuoyunda yoğun şekilde değerlendirilmekte, gerek bireysel gerekse kurumsal yapılandırmalar bakımından dikkate alınmaktadır. Düzenlemenin temel amacının; Türkiye'yi bölgesel yönetim merkezi, yatırım ve teknoloji üssü haline getirmek, yurtdışındaki sermayeyi Türkiye'ye yönlendirmek ve yüksek gelir grubundaki bireylerin Türkiye'ye taşınmasını teşvik etmek olduğu anlaşılmaktadır. Bu yazımızda; söz konusu taslak çalışmaların temel mantığı, kapsamı ve henüz netleşmeyen yönleri ile uygulamaya yansıması olası sonuçları ele alınacaktır.
1. Düzenlemenin Temel Mantığı
Taslak çalışmalar kapsamında öne çıkan ana yaklaşım; belirli şartları sağlayan kişilerin yurtdışı kaynaklı gelirlerinin uzun süre boyunca Türkiye'de vergilendirilmemesidir. Taslak çalışmada özellikle dikkat çeken hususlardan biri; ilgili avantajlı rejimden yararlanabilmek için kişinin Türkiye'ye dönüş veya taşınma tarihinden önceki son üç yıl boyunca Türkiye'de tam mükellef sayılmaması ve Türkiye'de vergi yerleşikliği bulunmaması gerektiğine ilişkin yaklaşımdır. Kamuoyuna yansıyan değerlendirmeler doğrultusunda, bu kriterin özellikle yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları, yabancı yatırımcılar ve uluslararası gelir elde eden kişiler bakımından temel şartlardan biri olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
2. Kapsama Girebilecek Gelir Türleri
Taslak düzenlemeler çerçevesinde; yurtdışı kaynaklı temettü gelirleri, yatırım gelirleri, yabancı şirket kazançları, faiz gelirleri, offshore yapılanmalardan elde edilen gelirler ve çeşitli pasif gelir türlerinin avantajlı rejim kapsamında değerlendirilebileceği konuşulmaktadır. Buna karşılık, Türkiye içi gelirlerin mevcut vergi sistemine tabi olmaya devam edeceği öngörülmektedir. Bu yönüyle düzenlemenin, mevcut tam mükellefiyet rejimine bir alternatif değil; belirli kriterleri sağlayan kişiler bakımından sınırlı bir istisna oluşturduğu söylenebilir.
3. İstanbul Finans Merkezi ve Bölgesel Yönetim Merkezi Yapıları
Düzenlemelerin önemli bir bölümünün İstanbul Finans Merkezi ve bölgesel merkez yapılanmalarına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda özellikle holding, fintech, yatırım fonu, teknoloji ve bölgesel yönetim faaliyetleri yürüten şirketlerin Türkiye'de yapılandırılması halinde ciddi kurumlar vergisi avantajları sağlanması gündemdedir. Söz konusu yapı, Türkiye'nin uluslararası yatırım coğrafyasında bölgesel merkez ülke olarak konumlandırılması hedefiyle paralellik göstermektedir.
4. Yazılım ve Hizmet İhracatı Teşvikleri
Yazılım, teknoloji, oyun, mühendislik ve benzeri hizmet ihracı gerçekleştiren şirketler bakımından mevcut istisnaların genişletilmesi ve efektif vergi yükünün ciddi ölçüde azaltılması yönünde çalışmalar bulunduğu ifade edilmektedir. Bu kapsamda özellikle SaaS, mobil uygulama, yapay zekâ ve dijital hizmet şirketlerinin hedef alındığı değerlendirilmektedir.
5. Varlık Barışı Benzeri Düzenlemeler
Paket içerisinde ayrıca yurtdışında bulunan para, altın, menkul kıymet ve benzeri varlıkların Türkiye'ye getirilmesine yönelik düşük oranlı mali yükümlülükler içeren yeni varlık barışı benzeri uygulamaların da yer alabileceği belirtilmektedir. Söz konusu mekanizmaların, geçmişte yürürlüğe konulan benzeri düzenlemelerle paralel bir yapıda kurgulanması muhtemel görünmektedir.
6. Henüz Netleşmeyen Hususlar
Mevcut aşamada düzenlemelerin kapsamı ve uygulama esasları kesinleşmiş değildir. Özellikle Türk vatandaşlarının kapsama dâhil olup olmayacağı, çifte vatandaşların durumu, efektif yönetim merkezi kriterleri, çifte vergilendirme anlaşmalarının etkisi, CFC (Kontrol Edilen Yabancı Kurum) uygulamaları ve Türkiye'de yerleşiklik kriterlerinin nasıl uygulanacağı henüz netlik kazanmamıştır. Bu hususların, düzenlemenin nihai metni ve ikincil mevzuatla şekilleneceği öngörülmektedir.
7. Sonuç ve Değerlendirme
Söz konusu düzenlemeler yürürlüğe girdiği takdirde; başta Dubai olmak üzere yurtdışında faaliyet gösteren Türk yatırımcılar, teknoloji girişimcileri, danışmanlık şirketleri ve bölgesel yapılanmalar açısından önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Bununla birlikte, sistemin detayları henüz kesinleşmediğinden bireysel veya kurumsal yapılandırmaların somut mevzuat yayımlandıktan sonra ayrıca değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu süreçte, planlanan yapılandırmaların hem mevcut taslak çalışmaların temel mantığı hem de yürürlüğe girecek nihai mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi; ileride doğabilecek hukuki ve mali risklerin önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.